Basın

“A TOUCH OF ÖMÜR GÖKSEL“

“A Touch Of” ile başlayan albümleriniz seri halde bir süredir müzikseverlerle buluşuyor. Kaliteli müziği arayanlar için adeta kaçış gibi albümleriniz. Arada çıkan “Aramızda Kalsın” albümü için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Böylesine cesaret gerektiren albümleri yapmak size nasıl bir his veriyor? Sizi korkutmuyor mu?

Ben o albümün piyasaya sürülmesi aşamasında bir hata yaptığımızı düşünüyorum. “Aramızda Kalsın” albümü Hakan Eren’in firması olan “Ossi” etiketiyle piyasaya çıkınca bu albümü “oldies” bir albüm sandılar. Çünkü Hakan Eren’in firması “Ossi Müzik” genellikle “oldies” albümler çıkaran bir firmaydı. Fakat ben “Aramızda Kalsın” albümünü müzikalite olarak ikinci bir “Bizler İçin” albümü olarak görüyorum. Kalitesi tartışılamayacak kadar güzel bir albümdü. Firma seçim hatası, albüme yansıdı.

Yaklaşık 40 yıldır müzik piyasasının içindesiniz ve yaptığınız şarkılarıla ve sesinizle her zaman gündemde kaldınız. Yurt dışında Tony Bennett, Andy Williams gibi isimler halen sahnelerde. Sizi de onlarla eş değer görerek sorumu sormak istiyorum: Böylesine uzun bir maraton içerisinde sizler gibi “real book” seviyesinde şarkıları repertuarına katan şarkıcı şu anda yok gibi. Bunun olması için ne gerekiyor?

Bu soru çok güzel bir soru. Dünyanın neresine giderseniz gidin o ülkelerde 60 yaşın üstündeki sanatçıların ve şarkıcıların albümleri kapış kapış satılır. Örneğin “Buena Vista Social Club” grubu bunun en büyük örneği. Dünyada en çok satan albümler arasındadır Buena Vista’nın albümleri. Benim “Touch Of Quality” albümüm ise 72 bin sattı, birçok kişi o albümü aldı ve evlerinde dinlediler. Bir Frank Sinatra albümü günümüzde Türkiye’de en çok 1500 eve girebiliyor. Ben o kadar mutluyum ki; “A Touch Of Amore” albümüne gençler çok rağbet gösteriyor. Yılbaşı ve sevgililer gününde kapış kapış sattı albümüm. Çünkü herkes sevgilisine A TOUCH OF AMORE CD’sini hediye olarak aldı, bir çiçek alınmaya kalksa buna ödenecek para 40 – 50 liradır ve o çiçek ertesi gün solacaktır ama bu albüm öyle değil, yıllarca dinlenecek butik bir albüm.

Bu tür albümleri satın alan ve dinleyen insanlar daha yüksek bir müzikaliteye sahip kişiler, 10 – 15 bin kişi bu albüme sahip çıkabiliyor. Bugün baktığın zaman 10 yıl önce yapılmış bir Tony Bennett albümü raflarda duruyor ve satılıyor. Bizde ise albüm satan müzik marketler maalesef 1 hafta sonra albümü raftan kaldırıyorlar ve dolayısıyla alıcılar albümleri bulamıyorlar. Benim “A Touch Of Amore” albümüm Türkiye’de Amy Winehouse’dan daha fazla satılıyor. Bunu söylemekte bir sakınca görmüyorum: NTV televizyonu Ömür Göksel’in yeni yaptığı albüme ancak 2 dakika ayırabiliyor. Fakat Michael Bolton gibi Frank Sinatra şarkıları söylediğini sanan bir kişiye 2 konserlik yer veriyor. Bana göre bu son derece acı birşey. Bütün bunlara rağmen romantik müzik yapıp evlere girmeye çalışıyoruz.

Bugün İsviçre, Almanya, hatta Avustralya Radyoları Ömür Göksel’in yabancı dilde yaptığı albümleri çalarken, Türkiye Radyoları kompleks içinde aldıkları bir kararla Türk şarkıcıların yabancı dilde yaptıkları albümleri çalmıyorlar. Ben bunu şu şekilde anlatmak istiyorum: Biz Türkler Hiddink’e para veriyoruz, Fatih Terim’in Mustafa Denizli’nin kıymetini bilmiyoruz. Üvey evlat muamelesini biz kendi ülkemizde görüyoruz.

Caz müziğinin müzisyenlerinin sayısı günümüzde bir hayli fazla. Belirli bir çevrede caz müzisyenleri oluşmuş durumda. Fakat caz şarkıcıları için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben dünyanın her yerinde caz lokallerinde şarkı söyledim. Bugün Türkiye’de caz çalanların sayısı dünyanın bir çok ülkesine oranla çok az. Mesela caz piyanistlerimiz bastıkları notalar doğru olan kişiler. Caz şarkılarını doğru söyleyen kişi sayısı ise 2-3 taneyi geçmez. Bu konuda bir eleştiri getirmek istiyorum, caz şarkıları söylediklerini sanan şarkıcıların çoğu söylediklerinin de anlamını bilmiyorlar. Yabancı dilde şarkı söylüyorsanız kelimeleri doğru dürüst söylemeye mecbursunuz. Hem o dili bilmiyorlar hem de dikkatli dinlemiyorlar şarkıları. Caz kulüplerinde çalışmak istediğiniz zaman, kulüplerin de müzisyenlerin geçinebilecekleri paraları vermediğini düşünüyorum. Bazı kulüplerin sahipleri “zaten cazı kimse dinlemiyor” diye lafa giriyorlar. Caz kulübüne gelen birisi o kulüpte ortalama 200 lira ödüyor, dolayısıyla gençler gelemiyor, iki kişi 400 lira ödeyemez caz dinlemek için. Kimlere ne paralar ödeniyor bir bilsen. Türkiye’de caz festivallerine gelen adamlar genellikle kendi ülkelerinde istasyonlarda, sokaklarda çalan adamlar ve bu adamlar için sayfalarca reklamlar veriyoruz. Bizden ise bahsedilmiyor bile. Acı tarafı bu tabii ki. Caz konserleri yapıyorlar bankalar. Benim arkama versinler 15 kişilik orkestrayı bakın neler yapıyorum görsünler. Bankalar da 10. sınıf insanları getiriyorlar. Adı caz konseri oluyor bunun. Kırılıyor insan tabii kendi ülkesinde.
Orkestralar bir müziğin oluşumu için hele ki caz ve commercial müzik için bir hayli önemli. Özellikle sahne performansları için olmazsa olmaz bir unsur. Siz çok önemli müzisyenlerle yıllarca çalıştınız. Geçmişe dönüp baktığınızda sizi heyecanlandıran en önemli orkestra hangisiydi?

Yıllar evvel Süheyl Denizci Orkestrası vardı. Benim şarkı söylediğim en iyi gruptur. Selçuk Başar, Yavuz Özışık, Eray Turgay gibi birçok müzisyenden bir grup kurduk. Commercial orkestra için Üstün Poyraz Set Orkestrası da çok iyiydi. Bugün tabii bu orkestraları besleyemezsiniz, lokaller yok çünkü. Ben, A Touch Of serisini yurt dışında hazırladım. Alt yapılar Avrupa’da hazırlandı. Latin şarkıları söylemeden önce 6 ay İspanyolca ders aldım, bunlar hep emek harcanan işler .DJ’lerin çoğu popüler müziğin 85’ten 90’dan sonra doğduğunu düşünüyorlar; oysa 65’lerde 66’larda bir Ertan Anapa vardı, harika bir şarkıcıydı. Tanju Okan’ın adını bile bilmeyen DJ’ler var, hiçbir şey bilmeden Türkiye radyolarında program yapıyorlar.

“A Touch Of Amore” albümünün yapım aşaması ve şarkıların seçimi nasıl gerçekleşti acaba? Albümün hikayesini anlatmanız mümkün mü acaba?

Bugüne kadar yaptığım tüm albümlerdeki şarkı seçimini kendim yaptım. Hiçbir zaman Unkapanı’ndaki kişilere, İMÇ’deki kişilere fikir sormadım. Ömür Göksel daima kendi inandıklarını yapmıştır ve bunu Kerem Görsev de söylemiştir: “Ömür abinin yeri ayrıdır.” demiştir. Risk almazsanız başarı olmuyor, ben açıkçası bu serinin ileride bu kadar tutacağını tahmin etmiyordum. 1000 tane 2000 tane satar derken yüz binlere ulaştı satışların toplamı. Kerem Görsev beni desteklemese belki de buna cesaret edemezdim. Beni programına davet etti ve eşlik etti. Program sonrası mutlaka Amerikan standartlarından oluşan bir CD yapmamı önerdi. Burada da bana Eser Taşkıran stüdyosunu açtı ve güzel şeyler çıktı ortaya.

İlginç bir şey anlatmak istiyorum: Dünyada 20 bin kişi My Way söylemiş ve bu şarkıyı en iyi söyleyen 20 kişi arasında bir Türk şarkıcısı var; adı Ömür Göksel fakat yazılı ve görsel basında bunlar haber olmuyor, güzel bir kadının bacakları birinci sayfadan giriyor.

“Bizler İçin” albümünün herkesin müzik kütüphanesinde bulunması gereken bir albüm olduğunu düşünüyorum. Türk Pop müzik tarihinde yer alan ender albümlerden birisi o albüm. Eski albümlerinizin, yeniden master yapılmış olarak CD formatında piyasaya çıkması gibi bir durum var mı acaba?

Bunu düşünüyorum ama kendimin bir firma kurması lazım, maalesef başkası kurunca yolluyorlar raflara ve o albümü 1 hafta sonra kaldırıyorlar. O albümün harcanmasını istemem hiçbir zaman. Bizler İçin albümünde Onno Tunç çok gençti, albümü yapmaya 77’de başladık. Piyanoda Ayhan Yünkuş vardı, İsmet Sıral’ın piyanistiydi. Aranjmanlar Onno Tunç’a aitti. Albümde Yalçın Ateş, Selçuk Başar vardı. Hepsini ben topladım bir araya, ben oluşturdum o orkestrayı. Ben cepten para harcayarak o albümü yaptım. Fakat ülkemizde albümlerden para kazanmak mümkün değil. Rod Stewart songbook albümü yaptı, bunlar 20 dolara satılıyor yurt dışında. Rod Stewart albüm başına 5 dolar alıyor, bu albümler Tokyo’da da, Kanada’da, Arjantin’de de satılıyor . Adam 1 milyon satınca 5 milyon dolar kazanıyor, bana ise Türkiye’de 1 lira kalıyor, 1 lira ile Unkapanı’nda ancak tuvalete girebilirsin.

Genç kuşaktan gerek caz, gerek latin söyleyen şarkıcıların yetişmesi için sizin gibi değerli isimlerin önerilerine müzik dünyamızın ihtiyacı var diye düşünüyorum. Bunun için neye ihtiyaç var acaba?

Genç müzisyenlerin çok müzik dinlemeleri lazım. Fakat müzik konusunda devlet desteği de gerekiyor, TRT Müzik kanalı ise ise türküden başka bir şey çalmıyor. Türkiye’nin müziği budur diyor. Çekindiğim bir şey yok bunları söylerken TRT kırılır diye. Bizlere hiç vefa göstermiyorlar. Devlet desteği gerekiyor bu konularda. 60’larda 70’lerde kapımızda yatıyordu bu adamlar. Şimdi ne oldu da değişti. Özel kanallar için de aynı şeyleri söyleyebilirim, bizi kaç defa çağırdılar ki. Onlar için sadece reyting mühim. Oysa niye alıyorlar insanlar Ömür Göksel albümlerini, niye satılıyor, rağbet var ki satılıyor bu albümler. Bana göre bütün reytingler de tirajlar da sahte.

“A Touch Of” serisi devam edecek mi acaba? Örneğin “A Touch Of Jazz” gibi bir albüm biz caz severlerle buluşacak mı? Yeni projeleriniz nelerdir?

Niyetim var, yaşadığım müddetçe dünyadaki bu güzel şarkıları sunmak istiyorum. Alıcı olduğu sürece yapmak isterim. Ama internet işi bozuyor ancak satıldıkça yenisi gelebilir. 10 lira nereye vermiyor ki insanlar. Araba parkı kadar önemi yok yapılan albümlerin insanların gözünde, gidip internetten indiriyorlar.

Bestelerinizi nasıl yapıyorsunuz? Bir enstruman çalıyor musunuz?

Önce piyanonun tuşlarında melodiyi çalarak banta alıyorum. Ondan sonra süslüyorum tabii ki, aranjmanlar da yardım alıyorum Eser Taşkıran’dan. Eskiden bunu bana her zaman Esin Engin kardeşim yapardı. Sonra bir zaman Onno ile çalıştım.

Siz bir caz şarkıcısı olarak Türkiye’den eski ve yeni kimleri beğenir ve dinlersiniz? Yurt dışından eski ve yeni kimleri dinlersiniz?

Frank Sinatra bu işin bir devi. Tonny Bennet, Las Vegas’ta birlikte şarkı söylediğim Andy Williams çok büyük şarkıcılar. Türkiye’de ise Kent Mete gibi müthiş bir piyanist var. Dünyada birçok piyanistle çalıştım ama Kent Mete kadar iyi piyaniste az rastladım. Neco’yu şarkıcı olarak çok beğenmişimdir, Ayten Alpman da çok duygulandırır beni. Yenilerden ise güzel sesler var ama pek duygulandıran yok beni.

Bir cevap yazın